9 Ocak 2016 Cumartesi

Ütopya - Kaçınılmaz Dünya

      Fransız devrimi ile  birlikte insanoğlu için bir ölçüt haline gelen özgürlük , eşitlik , adalet gibi kavramlar devletlerin ilkeleri olarak benimsenmiştir. Böylelikle bu ilkeler doğrultusunda devletler hem devamlılığını sağlayacak hem de içerisindeki bireyler devletin baskılarına karşı korunmuş olacaktır. Hukuk kavramı ise bu üç kavramı kümeleyerek ideal devlet düzenine ulaşmamızı sağlamıştır.

      Ancak şu ana kadar uygulanan yaptırımlar yada ilkeler insanların problemlerine tam bir çözüm bulamamıştır. İşte bu noktada filozofların  '' Ütopya '' dedikleri kavram ortaya çıkmaktadır. Yani hayali bir devlet biçimi üretmek amacıyla çözümler aranmıştır. Böylelikle insanların sorunlarına kesin çözümler bulmak hedeflenmiştir. Olumlu Ütopyalar ve Korku Ütopyaları olarak iki şekilde ele alınan bu hayali devlet oluşumu bir çok filozof tarafından konu edinmiştir. Olumlu Ütopyayı devlet düzenini insanların sorunlarına çözüm aramak yeni bir sistem geliştirmek gibi algılayabiliriz. İşte bu yazının asıl oluş amacı Korku Ütopyaları ise basit anlamı ile bulunulan halden daha kötüye gidecek düzeni konu edinir.

      Bizim korku ütopyamızın adı Kaçınılmaz Dünya ....

George Orwell ' Büyük Ağabey seni Gözlüyor '




      Günümüzden çok da uzak olmayan bir zaman dilimi içerisinde hikayesi geçen bu dünya pek de yaşanılacak türden olmamakla beraber ileride ki yaşamımız hakkında bir takım tahminler içermektedir. Büyük bir savaşın ardından dünya üzerinde sadece iki devletin kaldığı bu zaman dilimi tarih boyunca insanın değerinin en düşük olduğu süreçtir. 

      Teknolojinin meydana getirdiği değişimler hızı insanın bu yük altında ezilmesine neden olmuştur. Düşünmenin yada irdelemenin yasaklandığı , aynılaşmanın aşılandığı toplumlar meydana gelmiştir. Her şey devlet tarafından planlanmaktadır. Yeme , uyuma hatta cinsel hayat planlaması bile insana bir liste halinde sunulmuştur. Bunun dışına çıkmak söz konusu bile olamaz. Doğumdan itibaren uygulanan politikalar ile zaten bu imkansız hala gelmiştir. Doğum esnasında sırtlara vurulan etiketler aynılaşmanın çaresi olarak görülmüştür. Artık kişiliklerine göre değil ürün gibi barkotlarından ayırt edilmektedir insanoğlu. Tanrı algısı devlet ile yer değiştirmiştir. Devlet isterse yaşarsın yada elindekinin kaynağı tek bir yerden yani devletten gelir. O olmazsa yaşayamaz devamlılığını sağlayamazsın... Her birey günde en az 7-8 saat televizyon başında geçirmek zorundadır. Geri kalan zamanlarda devletin kazancı için çalışmak gerekir. Sanat yada din yaşamdan tamamen soyutlanmalıdır çünkü insan için gerekli tek şey devlettir ve onun devamlılığının sağlanmasıdır.

      Son kitap da yok olanada kadar devlet tarafından çıkarılan yangınlar o kadar fazladır ki gökyüzü artık mavi değildir. Araştırılacak yada düşünülecek her şey zaten devlet tarafından sunulmaktadır. Yatmadan önce muhakkak her insanın kafasının arkasında bulunan kabloyu prize sokacak ve devlete gerekli bilgiler verilecektir. Eğer ki bireyde herhangi bir düşünce izi görülürse en ağır cezaya mahkum kalınmış olunur. Dünyaya gelmiş yeni çocuklar belirli bir yaşa kadar devlet tarafından büyütülür ve ailelerine teslim edilir. Yaşlanmanın bile bir sorun olduğu bu düzende yaşlılara yer yoktur fazladan gıda yada mülkiyet kaplayacağından yaşamları yine devlet tarafından belirli bir yaş sınırında sona erdirilmektedir. Camdan yapılan evler sayesinde artık özel yaşam denilen bir şey söz konusu değildir. ( Yevgeni Zamyatin - Biz ) Çünkü kimsenin büyük oluşumdan gizleyecek bir şeyi olmamalıdır.

      Sanırım bir şey söylemem gerek kabloyu prize sokmadan önce - siz düşünmeyin zaten sizin yerinize düşünen birileri var . Kaçınılmaz Dünya  ' dan....


      Merakı olan için Korku Ütopyaları:

      Aldous Huxley  : Cesur Yeni Dünya
      George Orwell  : 1984 , Hayvan Çiftliği 
      Ray Bradbury   : Fahrenheit 451
      Yevgeni Zamyatin : Biz
      

      

      
       

   
      

      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder