18 Haziran 2018 Pazartesi

Zamansız

      Görecelilik en çok zaman kavramı için geçerli olsa gerek. Şöyle bir çevremize dikkatli baktığımızda herkes için farklı bir şekilde aktığı aşikar. Bir bakıma bu akışın nasıl olması gerektiği kişinin elinde. Aslında zamanın tanımı bile kişiden kişiye göre farklılık gösterebilen bir kavramdır.  '' Zaman nedir , yapısı nasıldır ? Bir varlık mıdır ?  Varlık dışı mıdır ? Boşlukla bir ilgisi var mıdır ? Değişim konusunda ısrarlı mıdır ? Ve başlangıcı nedir ? '' gibi bir sorgulama kazanına atar Aristoteles zamanı.  Biz bu yazımızla belki Aristoteles gibi derinlemesine girmeyeceğiz zamana ama şöyle bir günümüze ve kişiye göre zorluklarına bakacağız.

      Zaman geçirmek zamanı geçiştirmek midir ona bir ihanet midir bilemem ama bizler onun kıymetini anlamayacak kadar boş şeyler ile meşgul olmaya devam ediyoruz. Ve bu döngünün içerisinde kaybolup neler yaptığımızı anlamayacak kadar uyuşuyoruz. Zaman , şu dönem için söylemek gerekirse en büyük uyuşturuculardan biri peki tek suçlu olarak onu mu görmek gerek ? Siz onu masmavi bir gökyüzünün güneşi olarak da nitelendirebilirsiniz o gökyüzünün bir fırtınası olarak da... İçerisine sığdırdıklarımızla kendi öz irademiz ile anlam katarız ona. Bir tablo yapmanızı ve yaklaşık 2 hafta boyunca yaptıklarınızı ya da yapacaklarınızı yazmanızı istesem bir çoğumuz kağıda yazmaya bile cesaret edemeyiz. Çünkü biliyoruz ki bir döngünün içinde hapsolduk ve bunu kendimize itiraf edemeyecek kadar kaybolduk. Peki biz neler yapıyoruz , bu sorun edilip büyütülecek kadar ciddi bir konu mu ? En son ne zaman güzel bir film , sürükleyici bir kitap okudun ya da kendini değerli hissedeceğin herhangi bir şey yaptın bilmiyorum ama bence zamanın hakkını vermek kişinin hoşlandığı şeyin yanında üretken olmasından geçer. Bu üretkenlik toplum için ya da kendin için olabilir bunun herhangi bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Ama önemli olan zaman albümüne bakmak istediğimizde orada bir iz bıraktığımızı görebilmek. Yoksa kainatın en güçlü canavarı bizi tek lokmadan yutacaktır ve henüz yaşamımızı bile tamamlamamızı beklemeden...

Dün bugündür aslında , değişen tek şey zamandır.
Ahmet Hamdi Tanpınar


      Zaman bir küme olsaydı kesinlikle mutluluğu kapsayacak nitelikte olurdu. Onun dışına çıkmanın henüz mümkün olmadığı bir evrende yine sadece her kavramın onun içerisinde gerçekleşeceğinden şimdilik şüphe etmiyoruz. Dilediğin gibi yaşa ya da anı yaşa gibi bir sonuca varmak isteseydik zaten bu yazıyı yazma , okuma gereksinimi duymazdık. Benim farkımıza varmamızı istediğim konu NE YAPTIĞIMIZ ? Saatlerce birileri hakkında mı konuşuyoruz , dakikalarca başkalarının hayatlarını izlemek üzere kurulan bir labirentin içerisinde kalp denilen atlara binip dolanıyor muyuz ya da saniyenin onda biri kadar düşünmeye gerek olmayan konulara günlerce kafa mı yoruyoruz ? Zamanı olmasa bile kendimizi durdurup şöyle bir bakınmamız gerektiğini düşünüyorum. Sizleri zamansız yakaladıysam kusuruma bakmayın. Görüşmek üzere..

      

4 Şubat 2018 Pazar

Kendine Kaçış

     

      Vezirköprü, şehir merkezine yaklaşık 1 saat 30 dakika, orada bulunan Şahinkaya Kanyonu ise ilçeye 17 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ortalama bir hız ile giderseniz karşınıza 2 saat sonra bu güzellik çıkacaktır. 5 arkadaş sabahın erken saatlerinde günün çoğunu burada geçirmek ve keşif yapmak için yola koyulduk. Genelde insanlar buraya kanyonun içerisinde yarım saat süren tekne gezileri yapmak için geliyorlar. Biz de ilk olarak tekne gezisi yaptık ama sadece bununla yetinmeyip daha sonra orada bulunan tekne sahibi ile konuşarak bize kanyonun zirvesine çıkan yolu tarif etmesini istedik. Yanımızdaki Erciyes Üniversitesi’nde okuyan ve dağcılık ile uğraşan arkadaşımıza güvenerek zirve tırmanışına başladık. Buraya kadar olan kısım fotoğrafların ortaya çıkışını açıklamak için sanırım yeterli( Fotoğrafları yazının sonunda bulabilirsiniz ). Asıl değinmek istediğim kısım ise bundan sonra başlıyor. Yaklaşık 1-2 yıldır ne zaman fırsat bulsam kalabalıktan uzaklaşıp sahile ya da yüksek yerlere kaçmayı bir alışkanlık haline getirdim. Bunu  yakın çevremle sürekli yapmak hem dinlendirici hem de bazı şeyleri düşünmem açısından oldukça faydalı oldu. Yaşımın çok ilerlemiş olmamasına rağmen daha şimdiden bu boş kalabalıklık bende anlamsızlık ve üstüne bir de amaçsızlık duygularını kökleştirdi. Tabi bunları yazarken ilerleyen saatlerde kafeye ya da bir alışveriş merkezine asla girmeyeceğim demek istemiyorum. Sadece farkına varmak belli bir zaman sonra artık yapacak olduğunuz bazı eylemlerde içinizi eskisi kadar huzurlu tutmuyor. Önceden bir kafe ya da alışveriş merkezinde bulunduğum ruh halimle şimdiki arasında dağlar kadar fark olduğunu belirtmek istiyorum. Tabi bu duygular sadece bu iki mekana indirgenmeyecek kadar çok geniş aslında. Bunca keşmekeşliğin içerisinde kaybolan bizlerin bu kadar bilinmezlik altında olmasının sebeplerini ararken bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.

      İnsan denilen varlığın binlerce yıldır ben kimim, neyim, amacım ne gibi sorular sorarak kendisine bir anlam yüklemeye çalışması onu bu son viraja yani 21.yüzyıla kadar getirmiş. Son viraj diyorum çünkü bulunduğum tarihin gerisini dinledikçe insanın şu anda ne kadar aciz bir durumda olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyorum. Sanki herkes koca bir kazanın içinde büyük bir kaşık ile karıştırılıyor. Üstelik her kaşık darbesi bir sonraki sabaha daha umutsuz uyanmamıza , insanın kendisine daha çok yabancılaşmasına neden olmakta. Bunun nedeni sanırım sahip olduğumuz maddi ya da manevi çoğu şeyin sadece sahiplik duygumuzun açlığından kaynaklanıyor olması. Neyi ne zaman nerede nasıl kullanacağımızı bilmiyor buna karşın sürekli sahip olmaya devam ediyoruz. İnsan bir materyal üretmeden önce kullanımını belirlemek zorunda ancak bu şekilde amaç dediği kavrama ulaşabilir. Ama biz daha neye ihtiyacımız olduğunu bile bilmiyoruz. Haliyle bu kadar bilinmezliğin içerisinde sıkışıp kalıyoruz.

      Zirveye çıkıp şöyle bir etrafıma baktığımda anladım ki insan muhakkak kendini bu karmaşıklığın içinden bir şekilde çekmeli belki bir kanyonun zirvesinde belkide 24 saatlik günün herhangi bir zaman diliminde kendi ile baş başa kalarak bunu gerçekleştirmeli. Kendimizi tanırsak birçok şeyin üstesinden geleceğimize eminim..