Yatağın ucunda , yorganın dışında donmuş et hissiyatında kalan ayakları uyanmasına neden oldu. Kapının aralığından onu gözetleyen , diğer odada sandalyenin üzerinde duran ceketine günaydın dedi. O gün güneş her zaman ki gibi açık gönüllü değildi tam aksine birkaç bulutun ardında kendini olabildiğince gizlemeye çalışıyordu. 3. katta olan dairesinin bol saksılı balkonuna çıkarken ayakları biraz olsun canlılık değeri kazanmıştı. Bu balkonda her çeşit çiçek bulmak mümkündü büyüklüğünü göz önünde bulundurmak gerekirse 9 farklı çeşit çiçek türünü buraya iyi sığdırmıştı ve adım atmak zor olsa da burası farklı bir havaya sahipti. Küçük bir kutuya benzettiği evin içerisinde en çok değer verdiği alanlardan biriside bu küçük ormandı. Zaten diğer türlü boş bir kanepenin olduğu oturma odası ve gardroplu yatak odasından başka bir şey yoktu , oralarda bizimkine göre oldukça anlamsız sayılırdı.
Kendisine göre orta yaşlarda belki bize göre yaşlı zamanlarındaydı. Fiziksel betimlemelerin dışında kalmak istercesine pek belli etmezdi kendini belkide bu yüzden toplumda görünmez olmayı başarabilmişti. Ve kendisine söyleyemediklerini bir başkasına nasıl söyleyebileceğini bilemediği için yalnızlaşmıştı bu denli. Kimse bir şey bilmediği için olsa gerek yada bir kanıya varılamayacak kadar bastırıldığından dolayı ona seslenmek isteyenler '' bay betimsiz '' olarak seslenirlerdi. Bu seslenmeler de genellikle market alışverişlerinde kasiyerlerin fişi uzatma esnasında söyledikleri cümlelerdi. Zorda kalmadıkça konuşmaz ve diyaloglardan olabildiğince kaçmak istercesine kendince beden hareketleri geliştirmişti. Pekala bir baş hareketi ile insanları onaylıyor ve yine bir hareket ile olumsuz yargısını belirtebiliyordu. Bu kaçışmanın tam olarak ne zaman başladığını o da bilmiyordu nede bizim başkasına soracağımız bir zaman dilimi başlangıcı vardı. Mahallede bulunan birkaç kapı önü durmayı seven esnaftan başka birisi tanımıyordu , onlarda göz aşinalığı derecesinde bir tanıma sınıfında bulunduruyorlardı.
Dediğimiz gibi o gün güneş biraz cimri olsa gerek bulutların arkasındaydı. Küçük ormanında ki bakım işini tamamladıktan sonra ceketinin karşısında kahvaltıya başladı ve çok da uzun sürmeden sandalye ile vedalaşıp kapıya yöneldi. Çalıştığı işlerde sürekliliği sağlayamaması başarısızlığı yada beceriksizliğinden değildi sadece saçma kalabalığın içerisinde fazla durmak ona anlamsız geliyordu. O da belirli bir süre çalışıp birikim yaptıktan sonra 1-2 ay da olsa kendisini eve kapatıyordu. Sadece temel ihtiyaçları gerektikçe ayakkabı bağcıkları ile uğraşıyordu. Geri kalan bütün zamanını ormanında yarı zamanlı tarzancılık ile geçiriyordu. Birikiminin bitmesi dış kapıya doğru bir yolculuğunun da başlangıcı oldu. Dışarı çıkacak ve temel beden hareketleri ile iletişim kuracak herhangi bir işte birikim yaparak ormanına dönmeyi dört gözle bekleyecekti. Uzun aradan sonra dışarıya attığı ilk adımda ona en yakın olan şey yine kahvaltı arkadaşı ceket idi. Ondan aldığı güç ile sokaklarda ilanlara bakıp insanlardan uzaklaşarak yolunu bulmaya çalışıyordu.
Ara sokaklardan caddeye uzanan yola doğru adımlarını attıktan beş dakika sonra caddeye ulaştı. Dükkanların önlerinden biraz istekli biraz da isteksiz geçerken az ileride bir çiçekçinin henüz yeni açtığını , elemana ihtiyacı olduğunu panosundan ve kenarlarda duran açılış süslemelerinden anladı. Önceden olsa durup biraz düşünürdü ama işin içerisinde en sevdiği şeyler olunca direk kapıdan içeriye dalarak masada ikamet etmekte olan adamın yanına doğru gitti. Yanına varana kadar neden bu denli acele ettiğini kendisi de biraz olsun farkına varmıştı. Burası ona küçük ormanı kadar olmasa da biraz olsun sıcak gelmişti. İşe kabul edilmesi çok da zor olmadı. Çünkü adam onunla diyaloğa geçmek istese de bay betimsiz ortamın büyüsünden çiçeklere yönelerek tamamı ile masadaki adamı unutmuştu. Onun çiçeklere samimi yaklaşımı ve elleriyle sanki bir bebeği tutarcasına şefkat göstermesi kapıdan yarın sabah erken gel sesini duyarak çıkmasına neden oldu. Bir önce ki işi ve ondan da önceki işine kabul edildikten sonra pek değişen duyguları olmamıştı ama bu sefer sanki yarın sabah ki ilk iş gününü biraz heyecanla karşılıyordu. Önceden olsa ne kadar sürede ne kadar para biriktireceğini hesaplar daha başlamadan çıkacağı günü kafasında planlardı.
Ertesi sabah dükkanı açmaya giderken insanlardan çok çiçeklere saygısından olsa gerek biraz daha özenle çıktı evden. Adımlarını hızla bulunacağı yere doğru attı. Dükkanı açar açmaz büyük bir koro '' bay betimsiz '' tezahüratları ile onu karşıladı. O da şefkatli ellerini hepsine teker teker açtı. Ve öğle vaktine kadar bütün dükkanı kendi isteğine göre dizayn etti çünkü her çiçeğin günün belirli saatinde belirli güneş açısında bulunması gerekirdi. Öğle vaktine doğru gelen dün ki '' masada ki adam '' değişikliği hoş karşıladı ve bu konu ile ilgili yorum yapmadı. Daha ilk günden güven veren bu adamın hakkında tek bildiği şey insanlardan çok çiçekler ile diyalog halinde olduğu idi. Sanırım bu iş için de bunu görüp anlaması yeterliydi. Artık tamamı ile buraları teslim edeceği bir kişi vardı.
Aradan geçen günlerin çoğunda dükkana uğramıyor , nasıl olsa emin ellerde diyerek o da kendi işine bakıyordu. Zaten dükkanda ki çiçekler '' bay betimsiz '' den daha fazla dillilerdi. Sadece maaş gününde uğrayıp bir miktar ücreti masaya koyup gidiyordu. Zaten bizimkisi her şeyi bir deftere not alıyor ve '' masada ki adama '' geldiği zamana veriyordu. Aralarındaki tek ilişki buydu ve o da ver - al dan ibaret idi. Geçen ayların farkına varmayan bay betimsiz evde birkaç ayını geçirmeye yetecek kadar birikim yapmıştı ve ertesi gün her ne kadar da işinden ilk defa hoşnut olsa da ayrılacağını söyleyecekti. Ama o gün....
Hiçbir değişikliğin olmadığı monotonluğun tam anlamı ile yükselişe geçtiği günlerden biri idi. Bu duruma çok içerlememek ile beraber küçük bir kahvaltılıktan sonra son kez kepenklerine yükleneceği dükkana doğru yolları aşındırdı. Öğlen saatine kadar bir meteor önüne düşmediğine göre sanırım ekstrem herhangi bir durum yoktu derken kapıdan yeşil mantolu bir kadın girdi. Meteor ? Hayır.
-Saksı aramaktayım , çiçeğim büyüdüğü için değişikliğe ihtiyacı var. Cümlesi ile beraber konuşan bir meteor olmayacağını anladı ve yerinden irkilip büyük saksıların olduğu alana doğru yürüdü. Yürürken gözleri yan tarafa doğru sürekli atak yaparak kadına bakıyordu. Çiçeğinin cinsini sormak onunla bir diyalog kurmak istercesine içerisinde sürekli devinim halinde olan ve onu rahatsız eden toprak parçalarının varlığını hissetti. İlk defa mı bir kadın görüyordu ? Yoksa bu onun için ilk denilecek bir duygusal dönüşüm müydü ? Büyük saksıları naylonundan ayırırken sanki yaşamı boyunca kendine sormaya cesaret edemediği her soruyu sordu , beynini soğuk bir tabağa sıcak bir yemeği aniden koyarcasına çatlayacak gibi hissetti. Bu anlamsız titreme , saç tellerinde ki ıslaklık ? Hava sıcak değildi , herhangi bir efor da sarfetmemişti. Neydi anlamlandıramadığı saçmalık. Bu zamanı durdurma isteğinin nedeni neydi ? Biraz fazlaca dalmış olacak ki bulunduğu suya bir taş atarak titreşim çıkardı kadın. Sanırım aradığım boyutlarda yok. Var diyebilmek için dil kası ile beraber bütün bedeninde ki kaslar bir anda harekete geçmişti sanki. Tonlarca ağırlığı kaldırmak daha kolay geliyordu bir tek kelimeyi söylemekten. Aptal bir gülümseme ile yetindi. Buna anlam veremeyen kadın ' bay betimsizin ' elinde bulunan kiremit rengi saksıyı gördü. Parayı uzattığı parmakları tıpkı ormanındaki dallar kadar narin , ilk açan çiçek kadar masumdu. Bu parayı aldığı anda yeşil montlu kadının arkasını dönüp , gitmesini düşündü ve sonra her şeyin aynı monotonluğa aynı saçmalığa dönüşeceğini hissetti. Bir şey demeliydi bir şey... Ne diyecekti nasıl başlanırdı söze nasıl karşı taraf ile iletişime geçilirdi üstelik bu bir kadındı içerisinde heyelanlar oluşturan ağaçları bitkileri yerinden söken bir kadındı. Bu duyguların hala ne anlama geldiğini bilmiyordu ama tek bildiği şey biraz daha bu anın bu şekilde kalması idi.
- Menekşe ! Kadın bir anda kendisine söylendiğini anlamadığı için kapıya doğru adımlarını sürdürdü. - Menekşe ! Arkasına bakıp iki çukurda bulunan gözlerin kendisine baktığını anladı. - Anlayamadım pardon ... ? İşte şimdi bir cümle kurması gerekiyordu. Yine bütün vücudunda ki kasları titremeye ve kaşları dahi bedenindeki her tüyün hareketlerini hissedebiliyordu. -Menekşe ben en sevdiğim çiçeğim. Anlamsız garip bir cümleydi ama sanki yeşil montluya söyleyince çok güzel bir kelime oldu dedi içinden. Kadın karşısında bulunan kişinin bu denli terlemesinden ve hareketlerinin garipliğinden olsa gerek biraz huzursuz oldu ama cevap vermeden de kendini alı koyamadı. Bu cevap onun için herhangi bir gün herhangi bir saatte herhangi bir kişiye verilmiş bir şeydi. Ama '' bay betimsiz '' için bu şu zamana kadar ki en değerli şey olabilirdi. - Evet ne güzel dedi kadın ve naziklik göstergesi olarak küçük bir gülümseme eşliğinde tekrar arkasını dönüp kapıyı araladı.
Hareketsiz geçirdiği kaçıncı saatti bilmiyordu ama dükkana gelen bir başka müşterinin onu sertçe sarsması ile kendisine geldi. Karşısında dikilmiş duran adama ne var dercesine gözlerini büyüttü. Adam onun kendisinde olduğunu görünce ve üstelik tek bir laf etmeden karşılık verdiğine şahit olunca fazla kurcalamadan dükkandan çıkıverdi.
Bu saçmalık da neyin nesi bilmiyordu ama acilen kendi krallığına dönmesi gerektiğini anladı. Çiçekçiyi öylece bırakıp caddeye doğru hızlıca yöneldi. Eve varması kısa sürmüştü koşmasından olsa gerek nefesi içindeki duygu saçmalığı ile birleşince onu sandalyeye hapsetti. Soluklandıktan sonra bile içindeki şey geçmek bilmiyordu sanırım bu nefes gibi bir şey değildi bir anda dışarı verip kurtulacağı türden bir şey de değildi denedi , hepsini bir anda üfledi dışarı ve değişen bir şey olmadı. Ormanına çekildi belki orası ona iyi gelebilirdi. Yeşil ! neydi bu yeşil ... Ona hep huzur veren renk şimdi neden ona bu denli ateş ediyordu. Ne kalmıştı peki geriye ? Eğer burada da kendini bulamıyorsa o kimdi ? Ne yapması gerekiyordu ? Ağır gelmişti bunca soru bunca karmaşıklık onun için fazlasıyla ağırdı...
2 yıl önce yaptığı ve saksılarına yer açmak için balkonun tavanına astığı demirden çubuğa yine saksılarını asmak için kullandığı bir ipi geçirdi. Belkide güneşe göre bir konumu vardı ve orası da tam olarak burasıydı.
Düşünün ki devamlılığınızı sağlamak için bir tek '' nedeniniz '' var ve o '' neden '' korktuğunuz diğer şeylere benzerse ?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder