21 Şubat 2017 Salı

7 Bin Dil 7 Bin Düşünce

      Dil bir savaşta çekilen ilk silahtır. Bu dünya üzerindeki tüm canlılar için böyledir. Birbiri ile anlamlı sözcüklerin bir araya gelmesi yada fiziksel olarak çıkarılan herhangi bir ses karşı taraftaki özneye verilen bir tür yaşam belirtisidir. İletişim sadece dil yolu ile olmaz beden hareketleri - mimikler de bu sürecin bir parçasıdır. Tek bir hareket de bazen onlarca cümlenin görevini üstlenebilir. İletişim süreçlerinden uzak durmak bile bir iletişim olarak sayılabilir. Nasıl ki tercih yapmamak da bir tercih meselesi ise iletişimden kaçınmayı da iletişimin içerisine dahil edebiliriz.

      Peki iletişim esnasında ortaya ne gibi şeyler çıkar ? İletişim türlerini sıralayabilir miyiz ? Yada bir kümeye alabilir miyiz ? Bütün bu türlerin bir evi vardır o da düşünce. Herhangi türden birini seçmeniz önemli değil , hepsinin çıkacağı kapı olan düşünce olmasa -iletişimde ki anlamsızlık- dahi olmayabilirdi. '' Cogito Ergo Sum '' ( düşünüyorum öyleyse varım ) diyen Rene Descartes dile getirebildikleri sayesinde mi var olduğunu söylemektedir ? Dil olmadan düşüncenin bir anlamı olur muydu ? İkisi birbiri ile ilişkili mi ? Bu konu tartışmaya sonuna kadar açık olmakla beraber Descartes ' ın bu sözü bu konu ile alakalı bile olmayabilir. Ama bir şey gerçek ki bu iki kavramı birbirinden ayrı düşünmek neredeyse imkansız.

      Yazıya giriş için kullandığım iki paragraf bir bakıma toplumların düşünce yapıları ile dilleri arasında ki bağlantıya giriş yapacağım yazımın devamında yardımcı olması niteliğindeydi. İki kavramın birbirinden farklı düşünülmemesi ve dünya üzerinde yaklaşık 7 bin farklı dilin kullanılması aynı zamanda 7 bin farklı düşünce sisteminin de varlığını mı açıklıyor. Peki ya çemberimizi biraz daha daraltıp tek bir toplumu ele almaya kalkarsak bunu da biraz daha küçültüp bir aile üzerinden konumuza devam edersek ne olur ? Her  ailenin farklı bir kültürü her kültürün farklı bir düşünce sistemi vardır. Bununla beraber bu düşünce sistemi dile aktarıldığında anlaşmazlıkların ortaya çıkması kaçınılmaz olabilir mi ? Milyonlarca aile ve milyonlarca farklı düşüncenin dile indirgenmesinin yaratacağı sorunlar sanırım bu yazının asıl iskeletini oluşturacak.



      Bir makalede okuduğuma göre sosyal bir insan olmanızın var sayılması için gün içerisinde en az 6 insan ile iletişime geçmeniz gerekmektedir. Şimdiden saymaya başladığınızın farkındayım.. Ama her irtibat ne yazık ki kaliteli bir iletişim ile sonuçlanmamaktadır. Yani 50 insan ile bağlantı kursanız bile hepimiz bir şeyin farkındayız ki hepsi ile isteyerek yada olumlu şekilde devamlılık sağlayamıyoruz. Bu arada bu iletişim yüz yüze olması önemli çünkü konu itibari ile fiziksel ortamda ki iletişimden bahsediyoruz. Yani instagram hesabınızdaki 800 kişiyi kenara bırakmak durumundayız.

      İletişim tarih boyunca birçok evreden geçmiş ve günümüzde de geçmeye devam etmektedir.Teknolojinin yanı sıra insanlarında birbirleri ile diyalog kurmak için kullandığı kalıplar zamanla değişime uğramaktadır. Ama ne olursa olsun hiçbir zaman kusursuz bir '' anlama '' gerçekleşmemektedir. Muhakkak bir yerlerde bir şekilde iletişimsizliğin bir eksikliğinden kaynaklanan bir aksama olmaktadır. Buna basit şekilde '' iletişim eksikliği '' adını veriyoruz ama bu konunun kendi açımdan ve deneyimler ile derinine indiğimde bizi başlı başına canlı bir varlık yapan bütün kavramların dilde birleştiğini görüyorum. Yazımın bu kısımdan sonrası biraz daha kavramların dışına çıkarak kendi deneyimlerim ve gözlemlerimden bahsetmek istiyorum.

      Bulunduğumuz çağdan olsa gerek insanlar tembelliği birçok alanda olduğu gibi artık iletişim alanına da aktarmış durumdalar. Kilometreler kat etmektense bir arkadaşımızı , ailemizi videolu görüşme sayesinde daha ileri ki bir tarihe atmakta hiç çekinmiyoruz. Yada arayarak ağzımızdan çıkacak 3-5 kelimedense kelimeleri kısaltarak ve önemsemeyerek kısa mesajlarla olayı toptan çözmüş durumdayız. Fiziksel olarak bir kimsenin bulunmadığı ortamlarda diyalog geliştirmek kesinlikle o iletişimin kalitesizliğini yükseltmektedir. Örneğin mesajlaşma uygulamalarının çoğalması ile beraber bu durum artmıştır. Önceden sınırlı olan mesaj atmak artık sınırsız bir hal alması ile beraber iletişim için önem seviyesi 2 kat daha azalmıştır.



      İlk paragraflarda bahsettiğim iletişimin zorluğu , düşünce sistemimizin farklılığı ve üstüne bir de bulunduğumuz teknoloji devrinden dolayı kalitesizleşmesi birçok nedene yol açmaktadır. Gerçek ortam ile sanal ortamın birbirinden ayıramayan insanlar zaten zor olan ' anlama ' etkinliğine bir çelme daha taktı ve artık insanlar birbirlerini daha az dinliyor ve daha az empati yapıyorlar. Çünkü alışkanlıktan olsa gerek karşındakiyle mesajlaşma esnasında herhangi bir fiziki öğe kullanılmamasından dolayı gerçek ortamda karşılaşan kişiler ya hiç konuşamıyor yada birbirlerine konuşmak için izin vermiyorlar. Bu tip durumların sonucunda insanlar arasında zor bir şekilde kurulan iletişim tamamı ile kopmakta ve bireyler artık birbirlerinden uzaklaşmak istemektedirler. Sanırım doğaya hasret kalmamızın nedenlerinden biride bu insanlarla olan iletişim problemimizin artması. Sadece betonarme yapılarla sınırlı değil anlayacağınız bu kaçma arzusu.

      Her ne kadar iletişim safhasında ki ön yargılarımızı artık kırmak zor olsa da daha çok anlamak ve anlaşılabilmek için gerçek ortamlarda sizin deyişinizle daha çok ' online ' kalmak gerek... İyi akşamlar dilerim 

      

      

      

      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder