İnsanoğlu belkide yazı işlevi ile ilk tanıştığından beri hep karalama isteği duymuştur. Doğası gereği tek yaşayamasa da bazı durumlarda hep kendini yalnız hissetmiştir. Ya da bazı durumlarda tek kalma isteği açığa çıkmıştır. Bu gibi çoğu durumların ortaya çıkmasının nedeni ; kendini ifade edememekten kaynaklandığı herkesçe bilinir.
Tarih boyunca insan mağara duvarlarından derilere kadar birçok farklı yollar ile yazma isteğini tatmin etmiştir. Sembollerle günümüzde ki hali alması hiç kuşkusuz yazının tarihin ( burada ki tarih süreçlerini bin yıllar olarak ele alalım ) akışının en iyi kanıtı olduğunun göstergesidir. Çivi yazısı ile bu sürece gelmek tabi ki tahmin edileceği üzere kolay olmamıştır. Ama ne olursa olsun insan her dönemde aktarım yapabilmek yada duygularını ifade edebilmek için yazı yoluna başvurmuştur. Bir dönemin diğer kuşaklara aktarımında ve daha kolay medeniyet gelişiminde önemli bir rol oynaması yazının her dönem önemini arttırmıştır. Yazının kullanımında profesyonelleşmek beraberinde her topluluğa bir kültür ve edebiyat ( sanatsal makaleler , bilimsel tezler ) bırakmıştır. Ve bununla beraber bilgi haznesi dediğimiz kavramın yavaş yavaş tohumları ortaya çıkmıştır.
İnsan yazmıştır çünkü ; kanıtlamak istemiştir , geleceğe dokunmak istemiştir. Kısacası ihtiyacı vardır yazmaya aynı yemek ve barınma gibi … Şöyle bir giriş yapalım dedik biz de değişik konulara değinmek için başlangıç olarak bu yazıya ihtiyaç duyduk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder