24 Temmuz 2015 Cuma

Bir Garip Hikaye ( dir ) Bu Ne Şahidi Ne De Yaşayanı Vardır

Okumadan önce bir öneri burada verdiğim link de ki soundtrack ile okursanız daha iyi olacağını düşünüyorum : https://www.youtube.com/watch?v=RxabLA7UQ9k
Hızlı adımlarla yan odaya geçti. Biraz sessizliğe ihtiyacı vardı , böylelikle sadece kendini dinleyebilirdi. Çok geçmeden arkasından odaya kız arkadaşı bir hışımla girerek neden insanların içinde bu kadar garip davrandığını sordu. Ne cevap verecek bir hali ne de bir cevabı vardı. Tek çare sokaklara atmaktı kendini. Hiçbir şey demeden paltosunu alıp çıktı. Arkasından da -nereye gidiyorsun seni dengesiz şey şapkasını da alarak.
Saat gece yarısına yaklaşıyordu , hiç değilse insanlardan uzak sokaklar ona kucak açmıştı. Saatlerce semtin sokaklarında küçük taşlar tekmeledi. Bir çok derdin üstesinden gelmişti ama bu durum ile nasıl başa çıkacaktı. Evet kimseye , kimselere diyemiyordu ki ben sizin düşüncelerinizi , sahte gülüşleriniz ardında ki kafanızın içindekileri okuyabiliyorum. Belki de bu yeteneğe sahip olmadan önce deselerdi ona böyle bir yeteneğe sahip olmak ister misin diye kuşkusuz evet derdi. Ama şu anda o kadar kötü bir şey olduğunu düşünüyordu ki bu yeteneğin , çoğu zamanını tek geçirmeye çalışıyordu. Çünkü artık insanlara iğrenir gözlerle bakmaya başlamıştı.
Sabah olmak üzereydi , evin yolunu alan yokuşu çıkarken köşe başında dışarı ekmekleri koyan fırıncı Hasan usta ile karşılaştı. Hasan usta 60′ ında bir fırıncı idi. Küçük bir fırında tek başına günde çıkarabildiği kadar ekmek çıkarıyordu. Çok olmamıştı bu köşeye geleli , fırını açmıştı ve tüm mahalleli benimsemişti onu. Önce ki hayatı hakkında kimsenin bir fikri yoktu. Bizimkini gören Hasan usta ekmek sıcaklığında bir gülümseme ile selam vermişti. Bizimkisi de gayri ihtiyari selamı almıştı. Bir dakika garip bir şey olmuştu. O fırıncının selamı ve yüzündeki gülümseme düşünceleri ile eşleşiyordu. Uzun aradan sonra düzgün bir insan ile konuşmak için sabırsızlanıyordu bizim düşünce okuyucusu… Bir anda kendini Hasan ustanın fırınında çay içerken buldu. Muhabbeti bir dere kadar akışkan olan Hasan ustanın söylediği şeyler o kadar öz o kadar güzeldi ki artık bizim karakter neredeyse düşünce okuma özelliğini yitirdi sanmıştı ki fırına orta yaşlarda bir adam girene kadar. Bir ekmek aldı ve Hasan ustaya hesaba yazmasını söyledi. Bizimkisi o adamı gördüğü anda yeteneği şimşek gibi geri gelmişti. O sahte gülüşünün arkasında , parası olduğu halde Hasan ustanın iyi niyetini veresiye defterine yazdırma düşüncesi vardı. Adam çıktıktan sonra Hasan usta çayları tazelemek için tekrar kalktığında bizimkisi de müsaade isteyip eve doğru geçti.

Kız arkadaşı televizyon karşısında uyuya kalmıştı. Battaniye ile üstünü örtüp odaya geçti. Ama uykusu onunla değildi. Balkonda yeni doğmakta olan güneşin serinliğinde sigarasını yaktı. Hasan ustaya anlatmalımıydı , inanırmıydı acaba ona. Sigarası ile beraber bu düşüncesi de bir anda bitiverdi. İçeriye doğru geçip uyuyan kız arkadaşının saçlarını gözünden çekip ona baktı. Uyandığında kız arkadaşının yorganı onun üstündeydi. Sanırım hemen kanepenin yanında uyuya kalmıştı. Ve sehpanın üstünde bir not vardı. – Okula geçiyorum kendine gelmeden bir yere gitmeye çalışma çünkü saçmalıyorsun. Kağıdı buruşturup , yere attı. Kolaydı söylemesi , ilk önce insanlar kendilerine gelebilsin onun derdi insanların kendilerinde olmayışıydı zaten.
Şu sıralar yediği tek şey bolca insanların düşünceleriydi  zaten pek de aç hissetmiyordu , hazırlanıp okula geçmesinin iyi bir fikir olacağını düşündü.  Taktik değişikliği yapacaktı , üstüne gidecekti bu sefer onu rahatsız eden şeyin. Ama bu hiç de kolay olmadı. Daha kampüsün kapısından girmişti ki o sahte düşünceler hemen bulut kütlesi olmuştu kafasında.  Derken kız arkadaşını ona doğru gelirken gördü – Umarım bu sefer bir anda gidip garip bir duruma düşürmezsin kendini. Bizimkisi hiç cevap vermedi , hadi sınıfa geçelim dercesine kafasıyla işaret etti sadece. Ama bir terslik vardı , kız arkadaşının düşüncelerinde. Onun bazı düşüncelerinin sahte olduğunu biliyordu evet ama artık onda ki kendisi de sahteydi. O sırada koridorda ilerlemekteydiler , bir anda kolundan sıkıca tuttu ve – Bu saçma yeteneğim keşke hiç var olmasaydı da hala beni sevdiğini sansaydım diye bağırdı. Kız arkadaşı dumur olmuştu. Bunu nasıl anlamıştı , anlam veremiyordu. Bizim çocuk hızlı adımlarla fakülteden ardından kampüsten çıkıp eve gitmek ve artık buralardan uzağa gitmeyi kafasında kurguluyordu. Küçük bir sırt çantası hazırladı. Umurunda değildi hiçbir şey .. Okulu , evi yada tanıdığı herkes , sadece uzaklaşmak vardı kafasında. Belki de tek yönlü bir bilet ile…
Hasan usta uyukladığı tezgahtan boyun ağrısı ile uyandı. O yıllar önce bastırmayı başardığı yeteneği yine kendini bir rüyada hatırlaması ile geri gelmişti. Her şeyi geride bıraktığını sanmıştı. Çünkü kendi rüyasında bile sadece kendi ismi vardı. Belkide kendini kandırmıştı o illetten kurtulduğunu sanarak , oysaki sadece eski hayatında ki kişileri unutabilmişti. Ama o illet hala peşindeydi…
Ve sanırım Hasan usta illetine kavuştuğuna göre artık sizinde ne düşündüğünüzü biliyor…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder