24 Temmuz 2015 Cuma

Gelecekten Bir Gün

Digitalage dergisinde Ekim sayısında okuduğum ” gelecekten bir gün ” adlı yazı çok hoşuma gitti ve bu yazıyı yani kendi gelecekten bir günümü yazmaya karar verdim.
Yıl 2065… Her zaman ki gibi 11 de kalkıp öğlene kadar uyumuyorum ben diyerek kendimi kandırdıktan sonra yüzümü yıkamak için banyonun yolunu tutuyorum. Aynada günlük hava durumu , gündemden başlıklar ve trafiğin nerede sıkışık olduğu hakkında bilgi… Salona kadar yürümek isterdim serçe parmağımı kapı köşelerine çarpmak eğlenceli olabilirdi ama şu lanet kayan zemin beni otomatik olarak salona götürüyor. Kumanda nerede ya ! saçmalama olum ne kumandası yıl 2065. Beni görür görmez sensörü vasıtası ile tv kanalları bir bir önümde. Evden çıkmama yarım saat olmasına rağmen kendini otomatik olarak kapatıyor. Açıklaması ise şu ” herhangi bir olasılık durumunda gideceğiniz yere geç kalmanızı istemem ” . İyi hadi eyvallah buna da sen karar ver. Gene şu kayan zemin ve asansördeyim bir anda. Asansörün aynasında ki gündem değişmiş biri en son internetten günlük burç yorumunu okumuş. Durağa yetişme gibi bir çabam yok çünkü biliyorum ki beni uyaracak elbet teknolojik bir alet yanımdadır. Durakta şu yeni çıkarttıkları teknobüsleri bekliyorum. Tam da durması gereken yerde ne 1 cm geri ne 1 cm ileri… Otomatik bir ses günaydın efendim arkada bir kişilik boş yer mevcut diyor. Nerede acaba o eski hallenmiş – arkaya ilerleyelim bakın arkada boş yer var diyen şoför dayı… Otobüste herkes uyukluyor normal olarak. İzin yok ki ayılmaya her şey otomatik. Yanımda bulundurduğum taşınabilir projeksiyon aletini çıkartıp yansıtıyorum öndekinin koltuğuna ve sanal kitaplığımdan romanımı bulup okumaya başlıyorum. Elle tutulur his verse bari şu teknolojik kitap okuma. Nerde o eski kitaplar şöyle eline alınca ağırlığını hissettiklerimiz. Buna da lanet ettikten sonra iş yerine varıyorum. Şirketin kapısında ki güvenliğe selam veriyorum selam almadan bugün iyi görünüyorsunuz diyor. Bari şunlara selam alma güncellemesi getirin. Geç kalmadan toplantı odasına varıyorum. Patron hologram ile bağlı ( ulan ilk kullananı hatırlıyorum da bir gülme geliyor ) odaya . Gerekli bilgileri verdikten sonra patt! yok oluyor.
Öğle yemeği zamanı pilav üstü yeşil haplar… Fasulye tadında , daha yararlı , sindirmesi daha kolay ve tabi ki SAĞLIKLI. Odama geçiyorum ve bir iki evrak işlemini yardımcı ofis robotları ile bitirdikten sonra eve gitmek için hazırlanıyorum. Kaygan bir zemin yok daha da iyisi efendim sandalye otomatik asansöre yöneliyor. Asansörde cebimden karıma aldığım yeni vidayı çıkartıp bakıyorum umarım bunu beğenir ve ona uyar. Ne de olsa o bir XCZ217 en iyisine layık …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder