25 Temmuz 2015 Cumartesi

Kutu

      Sert aynı zamanda disiplinli bir babanın oğluydu. Kendisini bildiğinden beri babası ile birlikte hiç anısı yoktu. Acaba hep mi böyleydi  babasıyla olan diyaloğu yoksa bebekliğinde hiç saçlarını okşamışmıydı. 18. yaş gününde artık olgunluğa adım atacağı bu özel günde bile babası diğer günlerden farklı davranmıyordu. Nefret etmiyordu babasından sadece birkaç anı belki biraz da sevgi hareketliliği bekliyordu. Bir arkadaşının evine gittiğinde yada dışarıda ahbap gibi dolanan baba-oğul gördüğünde sanki midesinde bir yumruk hissediyordu. Birkaç defa aralarında ki anlamsız buz dağını kaldırmak için girişimde bulunmuştu ama babası hiç oralı olmadı.

      18. yaş gününün akşamında kafasında ki baba modelini artık oturtmuştu , biraz geç de olsa. Babasının huyu yada karakteri böyle olmalıydı. Yine de bunu kafasına takmamazlık yapamıyordu. O gece tam odasının ışığını söndürecekken babası içeri girip eline bir anahtar tutuşturdu ve ekledi - bu anahtar hep içinde ne olduğunu merak ettiğin bodrumda ki kutunun anahtarı. Bu cümleyi söylerken babasının kendisine karşı ilk defa böyle tiz bir ses ile hitap ettiğini farkına varınca kutunun içindekilerini daha fazla merak etmeye başladı. Ne yazık ki bu merakı çok uzun sürmedi. Bodruma doğru yol alacakken babası bu kutunun kendisinin dünyadan göç edince açılacağını sıkıca tembihledi. O andan itibaren her gün bu kutunun içindeki şeyleri düşünmeye başladı. Okulda , otobüste yada arkadaşlarıyla en eğlenceli sohbetlerin ortasında birden aklına geliyordu. Arada bir hayat koşuşturmacasında aklından çıkmıyor değildi.



      Yıllar bir su damlasının dereye karışımı kadar hızlı geçti. Okul hayatını tamamlamış ve iyi bir işte çalışmaya başlamıştı. Ve yakın zamanda evlenmeyi planlıyordu. Hala o anahtar nereye gitse onunla beraber geliyordu. Çünkü babası ile arasında ki tek bağ oydu. Son zamanlarda kutunun içindekileri hiç merak etmiyordu. Sebebi ise babasının şu sıralar hastane odasında hayata karşı zar atmasıydı. O yıllardır merak ettiği kutuyu iki ömür daha merak edebilirdi yeter ki babası şu  hastaneden kurtulsun başka bir arzusu yoktu. Bir gün doktorlar ömrünün geri kalanını bu küçük hastane odasında geçireceğini söylediler. Çünkü tıbbi araç ve gereçlere yaşamsal faaliyetleri için ihtiyacı vardı. Her gün babasını iş çıkışı ziyarete gidiyordu. Her ziyareti keskin bir bıçak sessizliğinde geçiyordu. O konuşmayı denese bile babası muhabbetin devamını getirmiyordu ve o da sonunda pes edip susuyordu. Ama hiç bir zaman babasından vazgeçmedi her zaman yanında olup hep onun için çabaladı. Her çabası karşılıksız kalsa bile ....

      Sevdiği hanımefendi ile evlilik kararını babasına bildirmişti. Ama artık babası törene katılamayacak kadar bitkindi. Yataktan daha az kalkar oldu. Ve o tarih gelince babasının yanına damatlığı ile girdi. Hayat arkadaşı bu özel an için oda da onları yalnız bırakmıştı. Babasının çökük gözlerine bakarak artık benim de bir yuvam olacak belki bende baba olurum dedi. Bu cümleleri sarf ederken aynı zamanda babasını inceliyordu son zamanlarda çok kilo vermiş yatakla adete bir bütün olmuştu. Oysa önceleri dev gibi bir adamdı. Ama şimdi neredeyse bir çocuk kadar hafif görünüyordu. Babası ona artık zamanı geldi dediğinde neyi kastettiğini anlamıştı. Babası artık gidip bakması gerektiğini de gözleri ile ifade etti. Babasının yanında hızla çıkarken sanırım babasının son zamanlarını yaşadığını kendisi de anlamıştı. Hızla eve doğru yol alırlarken hayat arkadaşı afallamıştı çünkü ona bu kutudan hiç bahsetmemişti. Sabretmesi gerekiğini söyleyerek acele adımlarla bodruma indiler. Bir an duraksadı koskoca 12 yıl bu anı beklemişti. Biraz tozlu olan kutuyu alıp üstünde ki tozu sıkı bir nefes ile üfledi. İçini açtı ve BABAM beni SEVİYORMUŞ dedi...

      Kutunun içerisinde onun ilk patisi , hecelemeye başladığı ilk zamanların videosu , bütün okul hayatı boyunca elde ettiği başarı belgeleri , hatta bir akşam sanırım tam 18. yaş günün de o odasında anahtarı eliyle sımsıkı tutmuş uyurken babasının odasına girip onunla beraber bol gülümsemeli fotoğrafı... Ve bir küçük not :


         Bir çocuk babasını çok küçük yaşlarda kaybetti. Baba sevgisiyle büyümedi ve sana da hiç gösteremedi hep çekindi uzak tuttu kendini senden ama bu kutu ...

      Ben başaramadım ama eminim ki sen çok iyi bir baba olacaksın 









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder